28.12.2009 · Kategori: Evimiz_guzel evimiz

PAZAR ETKİNLİĞİ :)



Çalışma odamızı toparlayalım dedik dün akşam.Yazılı kağıtları,kitaplar,dergiler,gazeteler vs vs derken evin en çok ve en çabuk dağılan odası orası.Atılacakları ayırırken elime geçen ayakkabı kutularını atmadım bu sefer.Bu kutuları güzel bir şekilde kaplayayım da İkea kutulara kardeş olsunlar dedim.Kutulardan bir tanesini parlak kırmızı kalpli bir kitap kaplığı ile kendim kapladım.Pek başarılı olduğum söylenemez :) Ama bir diğeri için siyah-kırmızı oluklu mukavvaları kullandım.Bu sefer halime acıyan sevgili yardım etti bana,böylece harika bir şey çıktı ortaya.İkinci kutu için oluklu mukavva fikrini buradan aldım.Çok tatlı değil mi?




Siyah üzerine parlak taşlar yapıştırmak benim fikrim.Her iki kutuda da kullandım taşları çokta hoş oldular bence :) Hoş olmakla birlikte bir sürü ıvır-zıvırı toplayıp beni dağınıklıktan kurtarıyor bu kutular.Öncesinde İkeadan renk renk alıp evin değişik köşelerine özelliklede çalışma odasına koymuştum kutuları.Her birinin içi dolu.Bu kırmızı-siyah kutuyu da hemen kırmızı kitaplığımın raflarına koydum…



E artık benim blogumda kırmızı rengi çokça görmeye aşinasınız değil mi?Elimde değil kırmızıdan vazgeçemiyorum.Ama bir kutu daha kaplayacağım o farklı renkte olacak.El işlerinde çok becerikli olmadığım gibi böyle ince işlerle uğraşmaktan çok çabuk sıkılıyorum.Mesela kutu üzerine o taşlardan daha çok eklenecek ama öylesine sıkıldım ki şimdilik bu kadar yeter dedim :) O yüzden ikinci kutuyu kaplama işini başka bir zamana bırakıyorum.Onu kapladığım zamanda buradan paylaşırım sizinle.Şimdilik bu kutuların fotoğraflarıyla baş başa bırakayım sizleri…
Bu arada şu hep öncesi-sonrası fotoğraflarına bayılmışımdır işte bende yaptım bir tane (bknz;ilk fotoğraf) içimde kalmadı :)

Yağmur başladı başlayacak...düne nazaran kapalı ve hüzünlü bir hava var bugün İzmir'de.Ve şimdi başlayacak yağmurun tadını çıkarma vakti.Hazırlandık,çıkıyoruz...Hoş ve romantik bir pazar gezintisi yapma vaktidir...


Güzel bir Pazar diliyorum herkese…

Neşeniz bol olsun…

 

** 27 Aralık Pazar günü burada yayınlanan yazımızdır...

Kalıcı Bağlantı Yorum (7) Yorum yaz!

28.12.2009 · Kategori: her telden

İKİ FİLM

Bu sabah nefis bir güne uyandık.İzmir ne güzelsin bugün… :)

Sabah gezimizi tamamlayıp döndük yuvamıza…son günlerde sanırım soğuk havanın da etkisiyle daha bir “evcimen” bir çift olduk.Bakmayın bizim öyle çok gezip tozduğumuza evimizle uğraşmak,evde vakit geçirmek bizim için bambaşka bişey.Özellikle hafsonları bol bol uyuyup,uzun kahvaltılar yapıp evimizin huzurlu atmosferini yaşamak gibisi yok…İşte bugünde bu güzel günde iki film izledik.Böyle günlerde çokça uyuyup tüm gün evde olunca geceler daha bir uzun geliyor insana ve o zaman gece atıyoruz kendimizi dışarıya :)

İzlediğimiz filmlere gelince;







Filmlerden biri Law Abiding Citizen.2009 yapımı filmin başrollerinde Gerard Butler ve Jamie Foxx var.IMDB puanı 7.3 … Film ülkemizde henüz vizyona girmedi 1 Ocakta sinemalarda olacak.Oldukça etkileyici ve sürükleyici bir film.Daha filmin başlarında kendinizi kaptırıyorsunuz hatta ben daha ilk sahnelerde “ee her şey çözüldü,şimdi nolacak” dedim ve sonrasında neler çıktı neler :) İzlerken böylesine güzel bir filmin finalinden çok şey bekliyorsunuz haliyle,ama final çok tatmin edici olmasa da film güzeldi.Tavsiye ederim…








İkinci film ise Bruce Willis ‘in Suretler adlı filmi.IMDB puanı 6.4…Senaryo ilginç ama ne bileyim film hiç bana göre değildi ve sonuna kadar da izleyemedik zaten.Aksiyon-bilim kurgu meraklıları sevebilirler belki bu filmi.Filmin tamamını izlemediğim için çok fazla yorum yapmayayım en iyisi.


Şimdilik izlediklerimiz bunlar sırada bir sürü film var izlenmeyi bekleyen…izledikçe yazarım…

Neşeniz bol olsun…

 

*** 26 Aralık Cumartesi günü burada yayınlanan yazımızdır....

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

23.12.2009 · Kategori: her telden

OYUNUN OYUNU



Haftanın ilk gününü atlattık çok şükür.Yarın sabah uyanmak,okula gitmek daha kolay gelir muhtemelen :)


Geçtiğimiz Cuma günü haftasonu başlıyor diye yine çocuklar gibi şendim.Öylesine şendim ki işte daha öncesinde gördüğünüz karanfil ve daha nicesiyle şenlendirdim günümü.Okul sonrası ben evde sevgili iş yerinde, çokça telefon görüşmesi,mesajlaşma ve msn muhabbeti yapıp planımızı yaptık.Evet ya hala bir gün içinde bütün iletişim şekillerini kullanıyoruz neredeyse :)

Uzun zamandır gitmek istediğimiz bir oyunu izledik Cuma akşamı.Ali bu oyunu çok uzun zaman Kocaeli’de izlemiş,tadı damağında kalmış.-Ki bu oyun Kocaeli Şehir Tiyatrosunda 6 yıl kapalı gişe oynamış.-Tesadüfen oyunun afişini görür görmezde “bu oyunu mutlaka izlemeliyiz Ayşenur” demişti bana.Ne zaman bu oyuna gitmeye niyetlensek hep başka şeyler çıktı.Sonunda ben herhalde biz bu oyunu izleyemeden oyun sahneden kalkacak demeye başladım.Hatta oyun aylardır sahnede olmasına karşın cuma akşamı bilet almaya gittiğimizde salon doluydu ve sadece boş bir koltuk vardı.Oyunu izlemeye kararlıyız ya koltuk yanına bir sandalye iliştirelim dedik,ben koltukta Alişim yanımda sandalyesinde en önde izledik oyunu…

İzlediğimiz eser İngiliz yazar Michael Frayn’ın yazmış olduğu “Oyunun Oyunu” adlı oyundu.İzledikten sonra Ali’ye hak verdim.Cidden bana izlemeliyiz diye ısrar ettiği ve anlattığı kadar varmış.Çok eğlenceli,bol kahkahalı ve izlerken sanki içinde kaybolduğumuz bir oyundu.Tiyatrodan çıkıp eve gelene kadar güldük sahnedekilere.Harika bir Cuma akşamıydı.Böylesine güzel ve eğlenceli bir oyun bir de geçen yıl izlediğimiz Metin Serezli’nin şu oyunuydu.




Oyunun Oyunu aslında bir değil, iki oyun. Aynı anda hem geleneksel bir fars hem de bu oyun içindeki oyunun son provasında ve turnesi sırasında gerçekleşen bir “sahne arkası farsı”.
Oyunun içindeki oyunda sahneden çıkan oyuncular, kendilerini kuliste yaşanan bir başka farsın içinde bulurlar. Bu iki farsın birleşimi “Oyunun Oyunu”nu tiyatro tarihinin en dahiyane oyunlarından birisi haline getiriyor.
Oyunun son perdesine gelindiğinde bu iki fars, artık birbirinden ayrılmaz bir duruma geliyor.
Oyun ilk kez Londra’da 1982 yılında oynandığında, İngiliz tiyatro dünyasının en önemli ödülleri olan Evening Standard ve Olivier en iyi komedi ödüllerini aldı.”




Uzun zaman olmuştu tiyatro hakkında yazmayalı değil mi?Bu sezon izlediğimiz 2.oyun bu.Geçen sezon sürekli yeni sahnelerde yeni oyunlar keşfediyorduk ama bu sene nedense çok daha yoğun geçtiği için fırsat bulamıyoruz.


Oyunu izlemek isteyenler hiç düşünmeden gidip biletlerini alsınlar,izleyip eğlensinler derim.

Neşeniz bol olsun…

 

**21/12/2009 Pazartesi günü Blogspotta yayınlanmıştır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

23.12.2009 · Kategori: Evimiz_guzel evimiz

KARANFİLLİ CUMA









Bugün ders erken bitince eve gelip nette gezindim biraz.Gezinirken de birbirinden güzel şeyler buldum,içim açıldı.Bulduklarımdan bir tane de ben yaptım işte :) kırmızı-beyaz karanfil…Yapımı çok eğlenceli,çok basit ve çok hoş.İşte burada nasıl yapılacağı ve daha fazlası anlatılmış…







Daha önceki şu yazımda gördüğünüz tv ünitesinin bir parçası olan ışıklı bölümün altından bir kablo iniyor aşağıya.İşte sevgili bu kabloyu öylesine güzel kapatmıştı ki hala eve her gelen gidip onu yakından inceliyor.Uçuk pembe bir kurdele ile sardı ucuna fotoğraflarda gördüğünüz pembe ve kırmızı çiçekleri taktı (çiçeğin küçük bir mandalı var,o yüzden oraya tutturmak kolay oldu).bende o çiçeğin kurdelesinin ucuna nazar boncukları taktım ve takmaya devam ediyorum.Geçtiğimiz günlerde o nazar boncukları o kadar çoğalmıştı ki bir şey için lazım olunca bir çoğunu aldık oradan,şimdilik bu kadarı kaldı.Ve bugün de karanfilimi hemen oraya iliştiriverdim.Güzelde oldu :)


Biraz daha nette dolaşayım bakalım neler çıkacak daha :)


Neşeniz bol olsun…

 

**18 Aralık 2009 Cuma Günü Blogspot'ta yayınlanmıştır.


Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

22.12.2009 · Kategori: her telden

TIKLAYINIZ

www.birguzelciftiz.blogspot.com :)

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

14.12.2009 · Kategori: Evimiz_guzel evimiz

TAKI MANKENİ


Bugün bayan öğretmen arkadaşlardan bir tanesi kıyafetine uygun boncuklu ve çok cici bir kolye takıp gelmişti okula.Tabi bu gayet normal bir şey ama bizde uyumlu ve güzel kıyafetli arkadaşlarımıza sabahları uzun uzun iltifat faslı vardır.Ki böylelikle neşelenip,sabah mahmurluğundan kurtulup gülümseyerek gideriz derslerimize.Hatta bu iltifat işiyle bizzat ilgilenen tatlı dilli,güzel bakıp güzel gören çok şeker bir müzik öğretmenimiz var :) İşte bugün de bizim arkadaşa ve birbirimize iltifat faslı bitince arkadaşa sordular “ya sen neden hep böyle takıp takıştırmıyorsun?çok yakışmış,hep böyle olsana” o da başladı anlatmaya;takıyı özellikle de kolyeleri çok seviyormuş,bir çekmece dolusu rengarenk boncuklu kolyesi varmış ama onları ne kadar düzenlemeye çalışsa da bir türlü sabah aradığını bulamıyormuş.”üşeniyorum sabah sabah kalkıp kolye aramaya,hepsi birbirine girmiş oluyor onları açıp takayım derken okula geç kalıyorum.” deyince ona bir Takı Mankeni almasını önerdim.”Böylelikle kolyelerini,küpelerini tek tek asarsın ve birbirlerine daha az karışırlar dedim.” Takı mankenin nasıl bir şey olduğunu anlayamayınca onlara benim mankenin :) resmini çekip yayınlayacağım sözünü verdim.



Bu takı mankenlerinin ahşap olanları yani takı ağacı şeklinde olanları ve daha değişik bir çok modeli de var.Hatta ahşap olanlar İkeada vardı bir zamanlar.Ama ben takı mankenini çok daha estetik bulduğum için özellikle bunu aramış ve sonunda Balçova Selway Assortie de bulmuştum. Tabi uzun zaman önceydi bu.

İyiki de almışım diyorum gün geçtikçe.Çünkü takılarım sürekli artıyor,ne zaman Assortie,Accessorize gibi mağazalara girsem kendimi kaybediyorum :) Tercihim özellikle beyaz altın yahut gümüş ve onları süsleyen sade ama şık taşlardır.Ağır,abartılı takılar bana göre değil.Ve takıya dayanamıyorum aldıkça alıyorum üstüne üstlük bir de hediye takılar geldikçe arttıkça artıyor takı mankenimin yükü.Bu yüzden takı mankeni biz bayanlar için hem çok şık hem de kullanışlı bir aksesuar.Bu arada mankenin değişik renkleri de vardı ama ben özellikle kırmızı tercih etmiştim yatak örtümle uyumlu olması bakımından…Hatta ben kırmızı mankenime beyaz çiçek taktım fotoğraflarken :)





Yazı için başlığı atınca durup bir baktım “Takı Mankeni” deyince “Konu Mankeni” gibi bir şey olmuş bu.Ama olsun anlaşıldı nasıl olsa takı mankenimiz :)






Neşeniz bol olsun…

Kalıcı Bağlantı Yorum (6) Yorum yaz!

13.12.2009 · Kategori: her telden

İZMİR'DE YAĞMUR VAR



İzmir’e yağmur yağıyor bu gün…


Sabah kahvaltıyı hazırlamak için mutfağa girdiğimizde mutfak penceresinden uzun uzun seyrettim yağmuru.Gazete dağıtıcısının balkona attığı gazeteyi almak bahanesiyle balkona çıkıp birkaç damla da olsa bende nasibimi aldım yağmur damlalarından…Gazeteye göz atalım derken kahvaltıyı ihmal ettik.

Bu gün dolu dolu olan haftasonu eklerini yumuşacık battaniyemin altında,elimde sıcacık çayım olarak okuyayım,bir yandan da şöminede yanan odunların çıtırtısını dinleyerek mest olayım istedim bir an.Sevgili sanki içimden geçenleri okumuşçasına “haydi çıkalım,Çandalı’ya gidelim” dedi.Kahvaltı için hazırladığım patatesli böreği ve haftasonunu fırsat bilip ilk kez denediğim kısırı da paketleyip aldık yanımıza.Çıktık önce kahvaltı için şurada bahsettiğim Altınpark’a gittik.Mekanın manzarasının müthişliğini sizlere daha önce uzun uzun anlatmıştım.Yine aynı manzara karşısında keyifli bir kahvaltı yapalım istedik.Haftasonu olması sebebiyle oldukça kalabalıktı,kahvaltımızı yaparken İzmir’in muhteşem manzarasına bir kez daha hayran kaldık.Ama kahvaltı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.Yani kahvaltı kötü değildi,bir çok yere göre gayet iyiydi.Ama bizlerin kahvaltı maceraları sizlerce malum.İzmir’in bir çok mekanının kahvaltısını denedik ama benim favorim ısrarla Çiçekliköy…
Kahvaltı sonrası Altınpark’tan dönerken ormanın içine doğru uzanan yolu görünce sordum sevgiliye “bu yol nereye gidiyor?” diye. “Bilmem,ama senin için öğreniriz gidip bakalım nereye gidiyormuş” dedi.Yol ilerledikçe muhteşem orman manzarası daha da güzelleşmeye başladı ve sonunda şirin bir köye ulaştı yol…

Yolun nereye vardığını öğrenmek güzeldi :) Ordan dönüp Çandarlı’ya gittik.Çandarlı’nın bu mevsimdeki hali tek kelime ile harika.Zaten oraya ne zaman gitsem içimi acayip bir sevinç kaplıyor ,bu seferde öyle oldu…benim içimdeki sevinç Ali nin içindeki enerji ile birleşince çok güzel bir gün geçirdik.Önce balık tutmaya çalıştık daha doğrusu ben balık tutmaya çalıştım.Ali elinden geleni yaptı bana balık tutmayı öğretmek için ama nafile :)
Eve geçip bir de şömineyi yakmakla uğraştık.Neyseki bu sefer çok uğraşmadık ve ben bir haftadır hayal ettiğim şömine ateşine,yanan odunların çıtırtısına kavuştum.

Esrarlı ve buğulu Çandarlı’nın sessizliğini dinleyerek dinleniyoruz,yağmurla yıkanarak daha da güzelleşen İzmir’in yoğun koşuşturmacasına hazırlıyoruz kendimizi…


Neşeniz bol olsun…
 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (13) Yorum yaz!

10.12.2009 · Kategori: Evimiz_guzel evimiz

BANYODA PEMBE ÇİÇEKLER

 

Günlük hayatın yoğun koşuşturmacası arasında

kimi zaman evde yapılan küçük bir değişiklik bile mutlu ediyor insanı.Bir çiçek,işlemeli bir yastık,küçük bir paspas,rengarenk bir sticker,hoş bir aksesuar ve daha nicesi…Ev dekorasyonunda elinizdeki parçaları doğru yerlerde uygun renklerle kullanırsanız eğer, evinizdeki güzelliğe güzellik katarsınız.



Dün akşam konuşurken arkadaşlardan bir tanesi sormuştu ‘banyo için yeni bir şeyler alacağım,nasıl bir şeyler önerirsin’ diye.Ona da çeşitli tavsiyelerde bulundum, buradan da yazayım istedim.Öncelikle hemen belirteyim ki ben büyük banyoları çok seviyorum.Mis kokulu sabunlar,renkli dekoratif taşlar,simli mumlar,küçük sevimli yapay çiçekler…Bunların hepsi banyo dekorasyonunda kullanılabilir.Hele şimdilerde banyo tekstili öylesine güzelleşti ki bir çok yerde o rengarenk,yumuşacık havlulara sarılıp kalmak geliyor içimden yahutta birbirinden şık klozet takımlarının,banyo paspaslarının hepsini alıp eve taşıyayım istiyorum :)



Ben en son, açık ve koyu pembe olmak üzere minik iki çiçek ile renklendirdim banyomuzu.Diğer eşyalarla da uyumlu olunca baktıkça bakası geliyor insanın :)




Evimiz,güzel evimiz…

 

NOT:Çiçekler ve minik cam vazo yine İkea dan...



Neşeli günler…


Kalıcı Bağlantı Yorum (11) Yorum yaz!

10.12.2009 · Kategori: her telden

OYNUYORUZ

Yine oynuyoruz…sevgili ezgi beni seçmiş…İzmir demiş topu bana atmış :) İzmir deyince aklıma gelen tek şey aşk,aşkta Ali ve aşkın ardından gelen tüm güzel sıfatların karşılığı Ali…ya ben her güzel kelimeyi Ali nin ismine eşitlesem olmaz mı diyeceğim ayıp olacak :) Çünkü oyunun kuralları var 10 farklı kelime olacak…

İzmir=Sevgilim
Sevgilim=yeşil eriğim
Yeşil erik=bebek
Bebek=mutluluk
Mutluluk=yuva
Yuva = huzur
Huzur= aşk
Aşk=çılgınlık
Çılgınlık=bir güzel çift
Bir güzel çift= …

Ben de oyunumuzu devam ettirmesi için dünya tatlısı blog yazarı http://www.lillyum.blogspot.com yani lillyum u seçiyorum…Hadi bakalım kolay gelsin…
Ha unutmadan oyunun kuralları :
- 10 kelime kullanılacak
- 10. kelime üç nokta ile bitirilip, arkadaş listesinden seçilen bir arkadaş tarafından devamı getirilecek

 

Not:çikocum sormuşsun ya;yeşil eriğim Ali...gözler yeşil olunca ben onu hep boncuk gözlüm,yeşil zeytinim,yeşil eriğim vs vs diye sevgi sözcükleri ile sarmalıyorum :)



Neşeniz bol olsun...

Kalıcı Bağlantı Yorum (8) Yorum yaz!

10.12.2009 · Kategori: her telden

TARÇIN KOKUSU

Bütün gün tarçın kokusunu özledim durdum.

Derslerde tüm dikkatimi konuya,öğrencilere vermiş en etkili cümleleri seçerek konuyu anlatırken zaman nasıl geçti anlamadım.Okul bahçesine çıktığımda hafif serin ama güneşin içimi ısıttığı bu günde tarçının nefis kokusu düştü aklıma bir kez daha.

Eve gelene kadar kendimi atom karınca gibi hissediyorum her defasında.Bugünde öyleydim mesela.Hep yolda gelirken aklımda kurup duruyorum; “eve gidince şöyle bir etrafı toparlarım,ardından mutfağa geçerim enfes bir yemek yaparım,yemek pişerken ben günün gazetesini alırım elime yine en son sayfadan başlarım okumaya,kültür-sanat bölümünde fazlasıyla oyalanırım derken sevgili gelir, vs. vs…” Bu gün bunlara ek olarak mutfağımın her köşesine tarçın kokusu sinsin istedim hatta mutfağımdan dışarıya taşsın o mis koku, sevgiliyi kapıda karşılasın istedim.Tarçın kokan bir karşılama… belki elma ile karışmış…bergamut aromalı çaya eşlik ederdi beklide..Ama işte her defasında olduğu gibi eve gelinceye kadar dolup taşan enerjim daha kapıdan içeriye adımımı atar atmaz tükeniverdi yine.Eve gelince bir tembellik,bir “ah annem olsaydı da o karşılasaydı beni tarçınlı kurabiyeleriyle” kıvamında bir duygusallık sarıverdi beni :)

Bir baharatın adı bile yetiyor güzel şeyler düşündürmeye,kokusunu duymak anımsatıyor geçmişin en uzun-güzel akşamlarını,çocukluğum geliyor aklıma gülümsüyorum…

Bak buraya yazarken bunları yine düştü aklıma tarçın kokusu,yine çeldi aklımı tarçın kokan salepli gecelerin tadı…

Tarçın kokulu hoş bir gece dilerim herkese :)

Neşeniz bol olsun…

Kalıcı Bağlantı Yorum (9) Yorum yaz!

« Önceki ::