Sarı sonbahar ve yolculuk...
Cuma günü İstiklal Marşının "Hakkıdır Hakk'a tapan,milletimin İstiklal." dizesini çıkış kapısına doğru koşarken tamamlamaya çalışan öğrencilerimizin peşisıra çıktık bizlerde okuldan.Tüm haftanın yorgunluğunu omuzlarımdan nasıl atacağımı ve yeni haftaya yenilenmiş olarak nasıl başlayabileceğimi kurdum kafamda eve gelene dek.Sevdiceğim de bu konuya kafa yormuş olacak ki, cuma akşamı ani bir kararla evimizden çıktık, haftasonunu şehir dışında sevdiklerimizin yanında geçirmek üzere...
"En sevdiğim mevsimdi sarı sonbahar" diyor ya şarkıda, o misal seviyoruz sonbaharın bizi birbirimize daha çok bağlayan sertliğini.Ama İzmir'de henüz sonbaharı tam manasıyla hissedemeden geçip gidiyor mevsim...sıcak ve güneşli şehrimiz sonbaharı geçiştiriveriyor adeta...
Yola çıkışımızın onuncu dakikasında yoldaki kaza yüzünden kilometrelerce uzayan trafiği görüp ambulansların acı çığlıklarını duyunca sevdiceğimin dikkatini dağıtmamak için yanında uslu bir kedicik oluverdim.Radyodan yükselen naif müziğe eşlik ederken,pencereden akıp giden ağaçlara bakıp zamanın ne kadar hızlı geçtiğini anlamanın tadına vardım.
Gün geceye bürünürken o alacakaranlık parlement mavisi göğün altında arabaların park lambalarının hazan yağmuruyla ıslandığı vakitti yolculuğumuzun bitip sevdiklerimizle sarılıp hasret giderdiğimiz...
Sevdiklerimizle oturulan sofralarda yenilen yemekler güzelleştirdi hüzünlü sonbaharı,dumanı üstünde çaylarımıza bol kahkahalı hoş sohbetlerimiz eşlik etti.Bir de kısacık bir alış veriş arası verdik biz bayanlar.Kısacık bir sonbahar alış-verişi
İç batı anadolu da sonbaharı hissedebildik bu haftasonu.
Pazar günü ve ayrılık vakti..."sonbahar ayrılık mevsimidir" demiş ya bir çok şair işte bizim içinde ayrılık vakti gelip çattı.Tekrar sımsıkı sarıldık can bildiklerimize...Bir dahaki buluşma zamanını;en yakın zaman,mekanını ise;İzmir (bizim evimiz) olarak kararlaştırıp-zor olsa da ayrılmak-ayrıldık...
Dönüş yolculuğumuzda güneş eşlik etti bize.Yol boyunca göreceğim güzellikleri daha rahat seyredebilmek için bağdaş kurup oturdum Ali nin yanına.Önce emniyet kemerleri lütfen...Ardından en güzel şarkılar,yol boyunca uzanan tarlalar,küçük köyler,dinlenme tesisleri,tanımadığım-bilmediğim yaşamlar,...Derken bastıran ani açlık;güzel bir gözleme ve ayran.Şirin bir mekanda bir ağacın altında bir lokma Ali ye minik bir lokma kuşlara,bir lokma Ali ye ve yine minik bir lokma kuşlara...Ardından tekrar yollara...
Yollar,arabalar,hız,radar ve karşımıza çıkıveren polis amcalar...Alişimin "ahanda!!! nasıl yırtsak acaba" diyen muzip yüz ifadesi ve final 237 ytl...
yolculuğumuz bitti, huzur dolu evimizde yeni bir haftaya başlayacak olmanın verdiği garip bir duyguyla yazdım...
Ve yazım da bitti...




















