25.11.2009 · Kategori: benligime hosgeldin icimin gulen yuzu

İZMİR AYAKLARIMIN ALTINDA

Hani demiştim ya sürprizler bitmemiş,devamı varmış diye.İşte dün akşam sürprizlerin devamını yaşadım doya doya J Öncelikle bu yılki hediyelerimden bir tanesinden bahsetmek isterim;bu yıl biraz cadılık yapıp ne istediğimi ima ettim Ali’ye J Uzun araştırmalar yapıp,bir çok yorum okuyarak istediğime karar verdiğim Braun Satın haır colour ES3 saç düzleştiricim oldu artık benimde…Hediyeme öğretmenler gününden önce kavuştum ben,kullandım ve çok memnun kaldım…Ürünü merak edenler için özellikleri;

                         

 

  230 dereceye kadar ısınma

  Nemlendirme özelliği saçı düzleştirirken oluşan nem kaybını %50 oranında önler.Satin iyon teknolojisi sayesinde boyalı saçların (benim saçlarım boyalı değil ama yine de bunu aldım ben J )doğal nem dengesini koruyarak kaybolan nemin geri kazanılmasına yardımcı olur

  Renk kaybını önleme özelliği boyalı saçlarda %70''e varan oranda renk kaybını önleyerek, saç renginde fark edilir derecede parlaklık sağlar

  Kurumayı ve saçın zarar görmesini önleme özelliği geleneksel seramik levhalara kıyasla 3 kat daha fazla yumuşaklık ve aşırı kurumayı engelleme

  Saçın tipine göre bakım özelliği sıcaklığı ince,normal ve kalın telli olmak üzere saç tipinize göre kontrol etmenizi sağlar

  Hızlı ısınma süresi sayesinde 30 saniyede kullanıma hazır

  Boost butonu : Erişimi zor bölgedeki saclar için ısıyı boost butonuna basarak hızlı bir şekilde arttırabilir.20 saniye süresince, cihazınız 20 derece daha fazla ısınır bu süre boyunca ışık yanar.Bundan sonra tekrar ayarlanmış ısısına geri döner

  Otomatik kapanma

  Şekillendirme sürecinizin daha pratik ve hızlı olması için, cihazınız en son ayarladığınız kişiselleştirilmiş ayarları bir sonraki kullanım için kaydeder

 

Ve dün akşam… büyüleyici manzarasına hayran kaldığım bir yerde nefis bir akşam yemeği ayarlamış sevgili.Altınpark city…Mekan henüz yeni sayılır,yeni olmasına rağmen şimdiden İzmirlilerin gözdesi oldu.Altınpark haberlerini gazetelerde çokça okumuş internette görmüştüm ama ilk defa dün akşam gitmek nasip oldu.Sevgili sabahın erken saatlerinde,beni okula bıraktıktan sonra oraya gidip her türlü ayarlamayı yapmış.Bana da ısrarla tembih etti “okuldaki yemeğe kalma,kalacaksan da az ye” diye.Güzel bir akşam yemeği yiyeceğimizi tahmin ediyordum ama böylesine güzel bir mekan

 beklemiyordum açıkçası.Hani çok daha önceleri bir yazımda Asansör’den bahsederken demiştim ya “Şimdiye kadar hangi şehirde bulunduysam,hangi şehirde yaşadıysam hep o yerin şehri en yüksekten ayaklarımın altına seren zirve noktalarını sevmişimdir ben.Herhangi bir caddesi yada herhangi bir parkı değil ille de en yüksek yeri benim için” İşte Altınpark city tam da benim istediğim gibi bir yer.Çünkü orada kuşbakışı körfezi seyredebiliyor insan,hem de balkondan bakar gibi…Tesis, İzmir'in öyle bir noktasına kurulmuş ki, İzmir Körfezi'ni 180 derecelik açıyla, Bayraklı'dan Çiğli, Güzelbahçe açıklarına kadar 'kuşbakışı' seyredebiliyorsunuz. Karşıyaka, Konak, Güzelyalı, Göztepe ve Kadifekale sırtları ise rengârenk ışıklarıyla insanı kendinden geçiriyor.Dün gece biz serin olur düşüncesiyle rentaurantın içinde manzarayı net olarak gördüğümüz cam kenarında yedik yemeklerimizi.Yemeklerin sunumu çok güzel lezzetleri ise yerindeydi.Yemek sonrası dışarıya çıkıp o güzel manzarayı doya doya izledik.Üşümeyelim diye hemen küçük,polar battaniyeler getirdiler,her şey düşünülmüş yani.E her şey böylesine güzelken sanırım artık en uğrak mekanlarımızdan birisi olacak Altınpark city...kahvaltıya,çaya yada yemeğe gidip daha çok izleyeceğiz o güzel manzarayı J

 

Tesisle ilgili haberlere göre, alkol satışının yapılmadığı Altınpark City'ye önümüzdeki yıl yarı olimpik yüzme havuzu, ATV parkuru, paintball ve çim futbol sahalarıyla yürüyüş parkurları yapılacak. Tam olarak faaliyete geçtiğinde, Ege Bölgesi'nin en büyük eğlence ve dinlenme tesisi olacakmış.

 

Yemeğin,manzaranın ve sevdiceğin yaşattığı güzelliklerin tadını doyasıya yaşadım dün akşam.Altınpark’tan sonra annemlere (Alişimin annesi) kahve içmeye gittik.Ben,saatinde ilerlemesiyle iyice yorgun düşmüş bir vaziyette,gözlerim kapanmasın diye uğraşırken minik bir kutlamada orada yaptık ve tatlı bir sohbetin ardından geceyi sonlandırdık…

 

Bu meslekte daha nice güzel günler,daha nice güzel öğretmenler günleri görürüz inşallah…

 

Neşeniz bol olsun…


Kalıcı Bağlantı Yorum (17) Yorum yaz!

17.10.2009 · Kategori: benligime hosgeldin icimin gulen yuzu

KÜÇÜK HEDİYELER,BÜYÜK MUTLULUKLAR

Haftasonları yahutta akşamları dışarıya çıktığımızda sevgili ile aynı-yakın renkleri üzerimizde taşımayı seviyoruz.Çoğu zaman bunu bilerek yapmıyoruz kendiliğinden oluşuveriyor tarzımız,birbirine yakın renkler,bize yakışan bir güzel çift tarzı…Geçen gün yolumuz Mavi’ye düştü.Aslında düşmedi şehir dışına çıkarken ben bilerek düşürdüm oraya yolumuzu J Çünkü Mavi den gelen mesajlar sürekli “indirim var” diyordu,gideyim bakayım ne inmiş diye merak ettim işte.Mavi nin koleksiyonu bu yılda çok hoş ayrıntılarla dolu,özellikle İstanbul tişörtleri hala çok güzeller.Spor giyinmeyi sevip rahat bir tarz yakalamak isteyenler bu indirimleri kaçırmasın derim.Biz buz mavisi jeanlerimizi çok severek aldık bize de çok yakıştı J Ha bu arada bayan Jeanlerde indirim her zamanki gibi daha fazla J

                                    ***********************

Geçen haftamız çok ama çok yoğun geçti.Akşam gezmeleri,şehir dışı (yakın yerler)kaçamakları,arkadaş buluşmaları…Bunun üzerine bir de gündüzleri iş yoğunluğunu ekleyince günler nasıl geçti anlayamadık.Benim iki okulumdan bir tanesi çok merkezi bir yerde.Yani okuldan çıkınca cennete düşmüş misali bir sürü,rengarenk mağaza vitrini ile karşılaşıyorum.Vitrinlere bakmak yetmiyor çoğu zaman ders aralarında mağazaları karış karış geziyoruz.Yine böyle gezintilerimizin birinde sevgili için büyüklü küçüklü sürpriz hediyeler aldım.Son zamanlarda sürpriz konusunda Ali nin çok gerisinde kaldım,bir şeyler yapmam lazım diyordum.Özellikle en son okula kargocu abinin getirdiği paketin içinden çıkan pick me! (fotoğraf;kolyem ve benJ)kolyemi gören arkadaşlarında “bu kadar güzel hediyeler karşısında sen hala Ali ye bir sürpriz yapamadın mı?cık cık cık” diye söylenmeleri üzerine düşündüm durdum günlerce.Ama bu aralar kafam durmuş gibi.Hiçte öyle harika şeyler gelmedi aklıma.Bende gittim beğendiğim değişik hediyeleri alıp geldim eve işte.Evin değişik yerlerine sakladım Ali girdiği odalardan topladı hediyelerini.Süper ilginç bir şey yapmamış olsamda Ali yi şaşırtmayı başardım çünkü özel bir gün falan olmadığı için hiç beklemiyordu.E önemli olan da bu zaten değil mi J

                                   ************************

Bahçede nöbet tutmayı seviyorum.Bu seferde şansıma bahçe bana düştü.Zeytin ağaçları altında oturup çok bilmiş 8 lerle gülüşmeyi,minik 1 lerin koşuşturmasını ve hiç bitmeyen şikayetlerini dinlemeyi,potaya attığım her top için bir sürü alkış toplamayı,derste yetiştiremediklerimizi bahçede başıma toplanan 7 lerle konuşmayı,yağmur başladığında yanımda beliren rengarenk şemsiyelerini başımın üzerine tutmak için yarışan 4 leri ve daha nicesini seviyorum.Bahçede nöbette olduğumu bilen sevgili şemsiye taşıma özürlü olduğumu bildiği için (kendiside öyle) geçen gün çok güzel bir paketle geldi yanıma.Artık Ali nin hediyelerinin ne olduğunu tahmin etmeye çalışmıyorum çünkü her seferinde şaşırıyorum J Paketin içinden kıpkırmızı yün bir bere ve pembe üzeri işlemeli bir çift eldiven çıkınca sevinçten deliriyordum.Kış yaklaşıyor ve o soğuk kış günlerinde bahçe nöbetlerimde bu hediyelerimle kulaklarım,ellerim ısınacak…

                                   ************************

Günlerdir fragmanlarını defalarca izlediğimiz,gösterim tarihini sabırsızca beklediğimiz “Nefes:Vatan Sağolsun” adlı film dün akşam vizyona girdi.Özellikle Ali ve onun bir çok arkadaşı filmi o kadar heyecanla bekliyorlardı ki dün gece gidip filmi izledik.Yönetmenliğini reklam dünyasından tanıdığımız Levent Semerci nin yaptığı filmde birbirinden güzel manzaralar izledik,çarpıcı replikler duyduk.Ben filmi çok sevdim,çok etkilendim,Alinin elini sımsıkı tutarak izledim bir çok sahneyi…sonunda içime bir şey oturdu kaldı…içime oturanlar eve geldiğimde göz yaşı olup döküldü gözlerimden,sevdiğini kaybetmenin,evladını şehit vermenin acısını düşündüm belki çok azını hissettim o acının…Evet benim çok duygusal zamanıma geldi de çok etkiledi bu film beni.Ama dedim ya beğendim ben…Bu arada dikkatimi çekti de bu yıl ne kadar çok Türk filmi var vizyona girecek olan.70 tane Türk filmi.Ciddi bir sayı bu. Türk sinema tarihinde ilk kez bu kadar fazla sayıda yapım vizyona girecekmiş.Ben şimdi “İki dil bir bavul” u bekliyorum merakla…

Neşeniz bol olsun…

Kalıcı Bağlantı Yorum (12) Yorum yaz!

29.9.2009 · Kategori: benligime hosgeldin icimin gulen yuzu

SOLMADAN...




Her yıl bu mutluluk

Yeni eğitim-öğretim yılı hep yeniden başlasa dedirten, Mutluluğu yaşatan sevgili sen iyiki varsın



Çiçeklerim solmadan onları fotoğraflayıp burada yayınlamak istedim.İleride dönüp baktığımda yine yine gülümsemek için…





Solmadan…
Güllerin solmadan…
Sulamak istedim yüreğini…
Sevgi verdim su misali..
Her zaman ki gibi;
Soldurma yüreğini;
Soldurmam gülüşlerini...

 

ALİ'den kısaca... Gülümse

Neşeniz bol olsun...






Kalıcı Bağlantı Yorum (10) Yorum yaz!

18.8.2009 · Kategori: benligime hosgeldin icimin gulen yuzu

MUTLULUK BU DA DEĞİLSE BAŞKA NE OLABİLİR SANKİ...

Ne kadar çok sabırsızım herkes öğrendi artık…Benim o sabırsız,çocuksu hallerime rağmen canım eşim sabırla beni avutup sürprizini doyasıya yaşattı bana.

Son cümlelerimi de yazıp bilgisayarımın başından kalkınca hemen toparlanıp çıktık evden.İlk durağımız Güzelbahçe oldu.Deniz kenarında,hoş bir mekanda harika bir kahvaltı ile başladık güne.Güzelbahçe ye gelinceye kadar tüm tabelalara baktım “bu yol nereye gidiyor?” diye.Bir sürü şey yazıyordu ve ben bir türlü kestiremedim nereye gittiğimizi.

Kahvaltımızı yaparken Ali “artık biraz olsun merakını gidereyim;Çeşme’ye gidiyoruz.Giderken sahil yolunu kullanacağız,görmeni istediğim yerler var” dedi.Ohh biraz olsun rahatladım.Demek Çeşme’ye gidiyoruz.Peki ama neden Çeşme?Ben düşünüp dururken birbirinden güzel yerler geçtik.Ali ellerimi sımsıkı tutarken sabırsız ama güven doluydum ve ben her daim onun yanında içime dolan bu güven duygusunu yaşamaya bayılıyorum…

 Çeşme’ye vardığımızda vakit öğleyi geçiyordu.Hemen otele geçtik.Ben lobide otururken Ali görevlilerle hararetli konuşmalar yapıyordu.Ben oteli incelerken arada bir bana bakıp ‘sabret az kaldı’ dercesine göz kırpıyordu.O gün otel tıklım tıklım doluydu.Yerli-yabancı bir sürü konuğu vardı.Otele yeni giriş yapanlar,otelden ayrılanlar,etrafta bir o tarafa bir bu tarafa koşuşan birbirlerinin dillerini anlamamalarına rağmen deliler gibi gülüşüp oynayan çocuklar…Biraz olsun heyecanımı yatıştırmak için çevremde olup bitenlerle ilgilenmeye başladım.Geçtiğimiz yıllarda Ali bu otelde eğitim verdiği için oranın yabancısı değildi.Ama ısrarla bu oteli tercih etme nedeninin başka olduğunu vurguluyordu.Nihayet Ali ve görevlilerin konuşmaları bitince sevgili yanıma gelip ‘hadi bakalım,gidip biraz dinlenelim’ dedi.Dinlenmek… evet cidden çok ihtiyacım vardı.Odanın kapısına geldiğimizde eşyalarımızı bırakan görevli yanımızdan ayrılınca Ali beni içeriye buyur etti.İçerisi rengarenk tüllerle ve çiçeklerle süslenmişti.Her şey o kadar güzel,insana huzur daha da güzeli mutluluk vericiydi ki ,o zamanda çakılı kalmak isteği uyandırıyordu.

 

Çantamı bir iskemlenin arkasına astım,oturdum,ayak ayak üzerine attım.Söyleyecek söz bulamamış,nefes alışım hızlanmıştı.Her şeyi inceledim tek tek,benim için özenle hazırlanmış bu odada sevgilimle birlikteydim.Daha ne olsundu ki.Masanın üzerinde duran büyük bir zarfın üzerinde ismim yazılmıştı. Alişim’in el yazısı ile AYŞENURuma yazıyordu.Zarfı elime aldım ‘sesli okur musun?’ dedi sevgili.Okurum elbet hem de büyük bir keyifle.Başladım okumaya ve altıncı-son sayfaya geldiğimde gözyaşlarım,hıçkırık halini almıştı.Öyle cümleler yazmıştı ki sevgili bana yüreğim gözlerimden akmıştı sanki.Yazılanları buradan da paylaşıp sizlerinde yüreklerine dokunabilmeyi çok isterdim sevgili okur, lakin Ali bundan hoşlanmayacaktır eminim.En iyisi bizde saklı kalsın…

*****

 Saatin kaç sularında olduğunu bilmediğimiz bir anda  kalkıp hazırlanmamız gerektiğini hatırlattı sevgili bana.Evde iken onun yardımı ile valizimi hazırladım demiştim ya işte onun seçtiği beyazı mavi ile kombinlediğim en şık kıyafetlerimden birini giydim.O ise benim tercihim ile o güzel gözlerini daha da güzelleştiren buz mavisi bir gömleği lacivert pantolon ile giydi.Israrla ‘daha yeni başladık’ diyordu bana.Süslenip-püslenip akşam yemeğine indik.Birbirinden güzel Latin müzikleri eşliğinde yemeğimizi yedik.Yemeğin sonunda Ali cebinden iki bilet çıkarıp bana uzattı.Çeşme Açık Hava Tiyatrosunda Sezen Aksu konserine en ön sıradan iki bilet…Önce gözlerime inanamadım ama yok bu gerçekti,rüya gibi ama gerçek J Ve özellikle Çeşme’yi ve bu oteli tercih etme sebebini anlattı; ‘Sezen’in 15 ağustostaki konseri buradaydı onun için buradayız ve bu otel Açık Hava Tiyatrosuna çok yakın olduğu için burada kalacağız.’ 

Yemek sonrası tatlılarımızı nasıl yediğimizi hatırlamıyorum bile.Öylesine heyecanlandırdı ki bu konser fikri beni yerimde duramaz oldum.21:15 te başlayacak olan konsere bir saat öncesinden gittik benim yüzümden.İyikide erkenden gitmişiz zira tiyatronun önünde upuzun bir kuyruk vardı.Aramaları geçip yerimize oturduk.Herkesin fotoğraf makinesini alan polis ablalar bana bişey demediler.Ama görevliler konser boyunca fotoğraf çekme konusunda ciddi uyarılar yaptılar.Sadece birkaç fotoğraf çekebildim ama bol bol video kaydı yaptı Ali.Blogun video ekleme bölümü etkin olsa o güzel anları buradan sunmayı çok isterdim.

Konser dört saate yakın sürdü ve tek kelime ile büyüleyiciydi.Fahir Atakoğlu ve Erkan Oğur’u Sezen Aksu ile aynı sahnede izlemek harikaydı.O gece Akdeniz müziğinin eşsiz melodilerine doyarken Sezen Aksu nun esprileri herkesi kahkahaya boğdu.

*****

 

Konserden çıktığımızda saat biri geçiyordu.Sezen’in şarkılarını mırıldanarak el ele otele geldik.Üzerimizi değiştirip tekrar çıktık.Çeşme merkeze indik.Ve Ali küçük hediyelerini sunmaya başladı sırayla…Beni mutluluktan ağlatan mektubu,harika bir konser ve ardından minik minik hediyeler.Bunlardan biri Elif Şafak’tan AŞK…Hemde pembe kapaklı,benim istediğim gibi yani J Ve daha bir sürü küçük sürprizler…Saat üç sularına kadar dolaştık Çeşme sokaklarında,birbirine benzeyen sokaklarda kaybolduk,kaybolduğumuza güldük,sahilde çekirdek çitledik,hiçbir saatte canlılığını yitirmeyen Çeşme çarşısında vitrinlere baktık…

 

Ertesi güne uyanmak çok zor oldu haliyle.Güneşli,pırıl pırıl bir nehir gibi akıp giden bir Çeşme gününde önce otel içinde eğlenmeyi tercih ettik.Ali bana bilardo öğretti mesela.Öğrendim ve oyunda yenildim.Sonra ‘masa tenisi oynayalım da gör sen gününü’ diye tutturdum.Her fırsatta bana ‘ben üniversitede masa tenisi şampiyonuydum’ diye hatırlatan sevgiliye meydan okumakta nerden çıktı bilmem ki yenilen pehlivan misali ettik bi hata işte.Neticede onda da yenildim J

 

Bir önceki akşam geç saatlere kadar dışarıda olduğumuz için otelimizin ince görevlileri o akşam odamıza yaptıkları ikramlarla evlilik yıldönümümüzü kutladılar.Biz yine çıkıp Çeşme’nin ılık gecelerinin keyfini yaşadık.

İlk günlerimizi konuştuk hatta ilk karşılaşmamızı.Soğuk bir şubat günüydü gözlerim gözlerine değdiğinde.Aşk nedir bilmezken ta karşımdaydın işte…Şiddetli kavgalarımızı,tutkulu ayrılıklarımızı ve yine aynı tutkuyla bir araya gelişlerimizi.Kaç kere ‘bitti artık’ dedim ben sana sevgili,kaç kere kapıları çarpıp iz bilmediğim yol bilmediğim sokaklarda koştum gece yarılarında ve sen kaç kere buldun beni bilinmezlerde de elimden tutup ‘yeterki sana bişey olmasın huzurum’ dedin.Sabrına hayran oldum,kahramanım oldun.Karşında kendimi dünyanın en güzel kızı gibi hissedip,prensesim ben sandım o boncuk gözlerinin güzel bakışları karşısında…Hala aynı bakışları görmek bu hayatı yaşanılır kılan, hala ‘bitti’ dediğim o şiddetli zamanlarımızda bile bu aşkı bitirmeyen; yanında duyduğum güven duygusu,hissettiğim aşk…Hep korkumdan tutulduk biz onca şiddetli kırgınlıklara,korkumdan… çünkü biz bu yola ‘el ele Allah’a yüreyeceğiz,beşeri aşktan birlikte ilahi olana varacağız’ diyerek çıktık sevgili,bu yüzden çok fazla anlamlıydı bizim birlikteliğimiz ve bu yüzden böylesine çok sevdim seni…Sen benim dualarımın kabulüsün Ali…

*****

Benim sürprizim Ali’nin incelikleri yanında pek bir sönük kaldı.Onca heyecanıma,uykusuzluğuma değdi bana yaşattığı güzellikler.Buraya yazarken bir çok şeyi kelimelerle ifade edemeyecek kadar aciz düştüm.Her şey bir rüyanın karmakarışık ama büyülü havası içinde yaşandı işte…Bunları yazarken bile,içimden,ta içimden bir şeylerin akıp gittiğini duyuyorum,mutluluk bu da değilse  başka ne olabilir ki sanki diye düşünüyorum…

Kalıcı Bağlantı Yorum (26) Yorum yaz!

6.8.2009 · Kategori: benligime hosgeldin icimin gulen yuzu

Benliğime Hoş Geldin İçimin Gülen Yüzü

Geçen akşam gezintiye çıktık.Festivaller başlamış.Çandarlı akşamları kalabalıklaşmış artık.Genç-yaşlı,çoluk-çocuk herkes almış kendini inmiş merkeze.Sahil boyunca atıvermişler masa-sandalye ne buldularsa oturmuş sohbet ediyorlar.Canlı yayın yapmaya çalışan muhabirler,seslerini duyurabilme telaşındaki satıcılar,cafelerin her birinden yükselen coşku dolu müzikler…daha neler var neler…

Çandarlı kalesi hakkında konuşuyoruz Alişim’le…Tarihinden bahsediyor bana…Annemler önden gidiyorlar gözlerimiz onlarda buluşuyor ve otuz yıl aradan sonra hala el ele dolaşıp sevgi dolu bakışmalarına imreniyoruz.

Yolumuz küçük tezgahların toplandığı dar bir sokağa düşüyor.Tüm tezgahlar cıvıl cıvıl.Her birinin başı kalabalık.Çantalar,incik-boncuklar,camlar,çerçeveler,elbiseler,bluzlar…Her birinde ayrı bir şeyler var.Üzeri işlemeli bir çantaya takılıyor gözüm “aa çok şekermiş” deyip elime alıyorum çantayı sonra gözüm başka şeylere takılmış olacak ki bırakıyorum çantayı elimden…

Yandaki tezgahta rengarenk bocuklar
,kolyeler,küpeler,bileklikler var.
Bilekliklerden bir tanesine bakıyorum Ali koluma takıveriyor,babam; “hıımmm…çok yakıştı…benim kızıma nazar değmesin” diyor ve bilekliği alıyor bana.Bir şey dememe fırsat kalmadan bileklik benim oluveriyor.

 

Eve döndüğümüzde oturup biraz sohbet ediyoruz.Telefonum çalıyor.Çantamdan telefonumu alayım diye balkondan salona geçtiğimde önce durup bir bakıyorum.Nasıl yani yaa…Benim çantama nolmuş?Benim mor çantamın yerinde kahverengi zemin üzerine pembe ve yeşil taşlarla işlenmiş (benim çarşıda aa çok şekermiş dediğim) çok şeker bir çanta duruyor.Ve telefonumun sesi o çantanın içinden geliyor.Her şeyim düzenle yerleştirilmiş yeni çantama.Ve bir not var içinde; “İçimin gülen yüzüne…” Yüzümde kocaman bir gülümseme oluşuveriyor.Ah Alişim ne zaman aldın da bu çantayı ne zaman yerleştirdin bunları buraya…ve sen bunları yaparken ben neredeydim J

Bana ; “Benliğime hoş geldin içimin gülen yüzü” demiştin sana ilk “evet” dediğim gün.Ve o gün bugündür içimin gülen yüzüsün dersin her fırsatta…durup durup nurumsun,huzurumsun,Ayşenurumsun dersin.Varlığın hayatımdaki en güzel şeyken bile bu güzel,minik sürprizler… “ne gerek vardı?” diyeceğim o güzel gözlerini boncuk boncuk açarak “nasıl ne gerek vardı?” diyeceksin,biliyorum…

“Beğendin mi hediyeni?” diye soruyorsun.Beğenmek ne kelime bayıldım…Ne denir ki şimdi;Teşekkür ederim J

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (21) Yorum yaz!

24.4.2009 · Kategori: benligime hosgeldin icimin gulen yuzu

BALON TERAPİSİ

BALON TERAPİSİ

Geçen yıl… aylardan nisan… hayatımın en yoğun çalıştığım zamanları… haftada 31 saat ders,hafta sonu okul dershanesinde 4 saat ders,hafta içi ve hafta sonuna rastlayan -haftada 2 kez- öğretmen lisesi kız pansiyonunda gece nöbeti.sosyal hayatımın hemen hemen yok sayıldığı,kendimi ve kafamı dinleme ihtimalimin  sıfır olduğu günler.

23 nisan yaklaşıyordu.hep aklımda sevdiceğimin yanına kaçma arzusu.içimde bir ses;

-“Cuma günü zaten 5 saat dersim var derslerine girdiğim sınıfların yarısı çalışmalarda. e nişanımda yaklaşıyor nişanlığımı yaptırmam lazım Cuma günü için müdür amcayla da konuşup mazeret izni alsam bi güncük J, Pazar günü okul dershanesindeki 4 saatlik dersim için tüm ders notu-testler-alet-edavat ne varsa hazır edip benim yerime derse girebilcek hayırsever bir öğretmen arkadaşıma teslim etsem,Pazar akşamı öğretmen lisesi kız pansiyonunda tutacağım nöbeti bir dahaki hafta nöbet tutacak arkadaşla değiştirsem ve Salı akşamından sevdiceğimin yanına uçsam….ayyyy ne güzel olur…”

İç sesimin bu süper planlarının üzerine sevdiceğim arayıp

-“nurum,huzurum,Ayşenurum…Salı gecesine biletini aldım ne yap et gel,sen gelmezsen ben geleceğim,ama gelirsem de bana vakit ayırmanı isteyeceğim” demez mi?

Birden havalara uçtum,onca yoğunluk arasında 5 gün tatil süper bir şey olacaktı.Ama ne yapmalı,nasıl etmelide onca işi,öğretmeni ayarlayıp kaçmalıydı.

………………………………………………………

Uçaktayım…Trabzon-İzmir arası çok fazla uçmuştum yada sevgili geldiğinde havaalanlarında kalbim çarparak beklemiştim onu.Ama ilk defa gece uçacaktım.Daha uçağa binmeden mideme kramplar girmeye başlamıştı.Çantamda seyahatte okumaya uygun keyifli bir kitap,kulağımda harika bir melodi…ama yok…dışarısı öyle karanlık ki…boşluktayız sanki…sımsıkı yapıştım koltuğa,yanımdaki benden beter…tekrar camdan dışarıya bakıyorum Trabzon un ışıkları küçüldükçe küçülüp kaybolmuş,kopkoyu bir karanlık…bildiğim tüm duaları okuyorum…saat gece yarısını geçiyor ve pilot amca ineceğimizi haber veriyor…

………………………………………………..


Uçakta kendimi öylesine sıkmışım ki , indiğimde zor yürüyordum.Bagaj kuyruğunda uzun uzadıya beklemek zorunda kalmadım çünkü el bagajı olarak yanıma almıştım küçük valizimi.Koşarcasına uzaklaştım uçaktan.Çıkış kapısına doğru yürürken yüreğim yerinden fırlayacakmış gibi çarpıyordu.1,5 ay aradan sonra sevdiceğimi görecektim… ve işte O…Onca insan arasında o boncuk gözlerini gelen yolcu çıkışına dikmiş beni görmeye çalışıyordu.Koştum…atladım boynuna…sarıldım…sımsıkı…gözlerimde mutluluk gözyaşları sarhoşa dönüverdim.Dışarıya çıktık gökyüzü yıldızlarla dolu.Arabaya doğru sarmaş dolaş yürüdüğümüzü hatırlıyorum hayal meyal…

……………………………………..

Gecenin kör karanlığında uçup,boşluktan fırlayıp İzmir e düşmüştüm sanki.Ben daha gece yolculuğunun şokunu üzerimden atamadan, çantamı arka koltuğa koymak için arabanın içinde dönmemle şaşkınlık,sevinç,hayret,heyecan,mutluluk…hepsi birbirine karıştı.Arabanın arka koltuğundan arabanın tavanına kadar rengarenk bir sürü balon vardı arkada.Ben “nasıl yani ya?,noluyoruz?” diye bir şok yaşarken valizimi bagaja yerleştirip gelen sevgilim yanıma oturur oturmaz kocaman,sayamayacağım kadar çok kırmızı gülle dolu bir buket uzatıverdi.güllerin kokusuyla mest oldum,arabanın içine doldurulmuş rengarenk balonların göz alıcı güzelliğiyle ne olduğumu anlayamadım.Ben güllerimi koklayıp balonların birini bırakıp birini kucaklamaya çalışırken bir baktım havaalanından çıkmışız şehrin ışıklarını geride bırakmış gidiyoruz.Ali ye nereye gittiğimizi soruyorum ama ısrarla cevap vermiyor bu soruma.Yolculuğumun nasıl geçtiği onu daha çok ilgilendiriyor,korkmadın değil mi diyerek beni çok özlediğini anlatıyor.Anlıyorum ki güller ve balonlar daha bir başlangıç…daha başka sürprizler var beni bekleyen…o anda gözüm mavi bir tabelaya takılıyor;Foça…Yolculuk Foçaya idi yani…  

………………………………………………….

Ilık bir nisan gecesi İzmir de.Ve Alişim yolda giderken benim camımı açıyor…Rüzgar yüzümü okşarken yaşadığım mutluluğu kendime bile tarif edemeyeceğimi düşünüyorum.Ali;

-“Çok zor bir şeyi başarıyoruz…Aramızda onca mesafe varken gözden uzakta olan gönülden uzak olmuyor,olamıyor.sevdiğinden uzak olmak çok zor ama yılmak,pes etmek yok.” diye benim ondan uzakta, onsuzken her bir olumsuzlukta çok fazla üzülüp kendimi çok yıprattığımı ve bunların artık sona ereceğini anlatıyor bana uzun uzun ve tatlı bir şekilde.

- “kavuşmamıza az kaldı,bizi mutsuz kılan her şeyi değiştirmemiz için zaman var ve bu hayatta seninle kazanılmayacak hiçbir yarış yoktur melankolik sevgilim benim J haydi bakalım şimdi senin tüm olumsuz düşüncelerini yok edelim ne dersin?” diyor.boş boş bakıyorum…nasıl olacak ki o?Eline bir balon alıyor;

-“Şimdi şu açık camdan teker teker balonları uçurmanı istiyorum.istediğin balondan başlayabilirsin J” aman nasıl kıyarım ben bu balonlara,hem ben balonları çok severim eskiden beri,neden gecenin kör karanlığına uçurayım ki ben bu güzelim balonları?Ali devam ediyor;

-“Balonları çok sevdiğini biliyorum ve hepsini bizzat senin için şişirdim.hepsinin içine nefesimi doldurdum.senin için…(of ya bu kadar balonu sen mi şişirdin,yorulmadın mı?rüyada mıyım,yoksa uçak düştü de cennette miyim?  J ) Şimdi seninle BALON TERAPİSİ yapacağız.O da ne diye hiç sorma J. her bir renk senin bir sıkıntını ifade ediyor.Şimdi bu gece her bir balonla bir sıkıntını Foça yollarında uçur, gecenin kör karanlığında kaybolup gitsin” Tabi ben mutluluk sarhoşuyum.Lila bir balondan başlıyorum.Allahım ne kadar eğlenceli…Yanımda tatlı sözleriyle canımdan bir parça,kucağımda kıpkırmızı güller,rengarenk balonlar,kulağımda en sevdiğimiz şarkılar…lila,lacivert,turuncu,sarı,pembe…derken yüksekçe bir tepenin üzerinde durup kalanını arabadan inip ege denizinin karanlık sularına doğru birlikte uçuruyoruz…Balon terapisi ha!Benim bu sevdiceğim gerçekten tam bir çılgın ve ben çok şanslıyım…Öyle bir terapiden sonra nasıl mutlu olmam ki…Ve haklıymışım sürprizler bitmiyor,Foça’da ki yazlığa gidiyoruz ve benim için yapılanlarla daha bir şımartılıyorum…Onunla mutluluğu,huzuru hissediyorum çünkü onun aşkı,saatleri ve insanların kargaşasını umursamayan,muhteşem güzelliklerle dolu,etrafı duvarlarla çevrilmiş güvenli bir bahçe gibi…

…………………………………………………

Hafızımdan silinmeyecek şekilde kazınan o güzel günlerden bir parça… bir çırpıda yazıverdim.Öylesine… içimden geldiği gibi...Ekrandan akan karakterler sözün sihrini,nefesin sıcaklığını,sohbetin insıbağını nasıl taşısın değil mi?Ancak bu kadar oldu işte… Devamı da başka zamana artık…

……………………………………………….

Bu yılda geçen yılı anarak,artık aramızda mesafeler olmadan,havaalanlarında hüzünlü vedalar etmeden birlikte olmanın tadına vararak yaşadık 23 nisan tatilini J

Kalıcı Bağlantı Yorum (20) Yorum yaz!

26.3.2009 · Kategori: benligime hosgeldin icimin gulen yuzu

Küçük Şeyler

                                                                                   

 

Tatlı bir kitap okuma serüveninden bahsetmişken, geceleri kimseyi rahatsız etmeden okumamı kolaylaştıran küçük bir şeyden de söz etmek gerekir.Minik bir kitap ışığı…Tam adı her neyse işte…Ama  geceleri yatağıma uzanıp kitap okumamı kolaylaştırdığı için onun adını “minik kitap okuma ışığı” koydum Kaş çatmış

 

Kitap okumayı seven bir çiftiz.Bundan aylar öncesinde,aramızda 1400 km mesafe olduğu günlerde yaptığımız telefon görüşmelerinin “iyi geceler” demeden önceki kısmını birbirinden güzel kitaplardaki, bir çok güzel cümle doldururdu.Hemen hemen her gece okuduğumuz kitaplardan en sevdiğimiz kesitleri okurduk birbirimize.Yada ikimizin de aynı anda okumak istediği bir kitabı birimiz alır diğerine okurdu.Mesela “Kırmızı Bisiklet” (Can Dündar) Ali nin o güzel sesinden telefonda dinlediğim ilk kitaptır.

Şimdide geleneği devam ettiriyoruz.Başucumuzdan kitaplar eksik olmuyor ve fırsat buldukça okuyoruz.Sanırım benim okuma tutkum Ali ye göre daha ağır basıyor.Geçtiğimiz şubat tatilinde sabahları geç kalkıp geceleri de bir türlü uyumak bilmediğim için,gece bol bol kitap okuma fırsatım oldu.Ama sevdicek ertesi gün işe gideceği için uyumak zorundaydı ve ilk zamanlar “olsun ben ışıkta da uyurum,sen uykun gelene kadar oku” demesine karşın ışıklı bir ortamda uyumanın zorluğunu,uyunabilse de bedenin dinlenemediğini ve uykuya doyulmadığını bilirim.İlk başlarda yatak başımızdaki ışıklarla okudum.Sonra sevgilim bana bir gün bu minik okuma ışığını getirdi.İşte ondan sonra tatildeki okuma keyfim Alişim i rahatsız etmemenin verdiği rahatlıkla ikiye katlandı


Şimdi kitap okumanın önemiyle ilgili birkaç veciz söz yazıp yazıyı benim haylazlarımın(öğrencilerim) kompozisyonları tadında mı bitirsem acaba?Göz kırp


                                                  

                                  

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (10) Yorum yaz!

28.1.2009 · Kategori: benligime hosgeldin icimin gulen yuzu

Doğum Günümden...

Bir yıl daha eksildi hayatımdan.Ama bu doğum günü olayına böyle bakınca durum acıklı ve vahim görünüyor J Oysa ben çok harika bir doğum günü geçirdim.Evimizin içinde “bugün huzurumun doğum günü” diyerek beni şımartabildiği kadar şımartan Aliş olunca gün bir başka güzel oldu.

 

Pazartesi günü kardeş kadar yakın bilip sevdiğim bir arkadaşım ve eşi bizi yemeğe davet ettiler.Tuğba –ki ben ona kısaca tubikim derim J- ile tanışıklığımız 2000 yılında başlıyor.Daha küçücük mini minnacık kızlar iken,kader bizi aynı çatı altında birleştirmişti.Marmara üniversitesinde okumakla kalmayıp ilk yıl aynı yurdu mekan tutmuştuk.Aynı odada birbirimize can yoldaşlığı yapmıştık.Tubik ile bizim maceralarımız destan olup yazılacak türdendir.Ne zaman bir araya gelsek eski İstanbul günlerimizden bahsedeler,şaşar kalırız o zamanlar yaşadığımız onca maceraya,onca çocuksuluğa ve nice güzelliğe.İşte biz tee o zamanlardan bu Tubik arkadaşımla Allah a dua ederdik;

-Allahım noluuuurr ikimizde aynı yerlere atanalım,hatta aynı okulda görev yapalım noluuurrr….bizi hiç ayırma Allahııımmm…

Farklı branşlardan olduğumuz için,aynı okula atanalım diye dua etmek gibi bir lüksümüzde vardı.Tabi tek duamız bu değildi daha nice duamız ve birlikte gerçekleştirmek istediğimiz hayallerimiz vardı.

 

Fakülte sonrası hayat bizleri farklı yönlere savurdu,ama bizim dostluğumuz ve muhabbetimiz hiç bitmedi.Sevgili Tubik ne zaman ihtiyacım olsa maddi olarak olamasa da manevi olarak hep yanıbaşımda oldu.En zor zamanlarımızı birlikte atlattık.Üniversite yıllarının lay lay lom havalarında kurduğumuz bu sağlam bağı hayatın zorluklarıda koparamadı.Aslında Tuğba ve onunla yaşadıklarımız hakkında uzun uzun yazmak isterim ama buna sayfalar yetmezki…

 

Sonrası malumunuz,ben sevdiceğimle evlenip İzmir e gelin oldum J.Tubikim de bizden yaklaşık 1 yıl önce mutlu bir evlilik yapmış, İzmir de yaşamaya devam ediyordu.Dualarımız sonunda kabul omuştu.Son birkaç yıllık ayrılık sonrasında yeniden bir araya geldik ve bu sefer ikili değil,çok mükemmel bir dörtlü olduk.İşte biz geçen akşam Tubikimlere yemeğe gittik.Sevgili arkadaşım çok güzel yemekler hazırlamıştı bize.Yemekteyiz in o tuhaf yarışmacılarını taklit ederek,kahkahalarla yedik yemeğimizi.Ardından hep beraber sahile indik,ılık ılık esen rüzgara karşı yürüdük,eski günleri andık.Ve tubikim bana doğum günü hediyemi verdi.Canım arkadaşım el emeği göz nuru,harika renkleri olan bir atkı örmüş bana.Buradan ona bir kez daha teşekkür ediyorum…

Dün yani doğum günümde, Alişimin peşisıra gelen sürprizleriyle ayaklarım yerden kesildi.Birlikte ilk doğum günü kutlamamız olduğu için baş başa kutladık.Böyle özel bir günde sevdiğiyle birlikte olmak çok güzel.bundan önceki yıllarda hep ayrı yerlerdeydik tüm özel günlerde.Ama artık birlikteyiz…

 

Ve sevgili Oroperi (  http://oroperi.blogcu.com/ ) çok hoş bir jest yapıp sayfasında benim doğum günümü kutlamış.Gerek bloğumuzdan,gerek maillerle doğum günümü kutlayan tüm dostlara yürekten teşekkürler…

 


Kalıcı Bağlantı Yorum (7) Yorum yaz!